Melda’nın Sırrı 1. Bölüm

Hikayeleri — Yazan admin Tarih 26 Mart 2010 sAat 01:36


Melda ve Selda birbirlerine bir su damlası kadar çok benzeyen ikiz kardeşlerdi. Anneleri onlar daha çok küçükken ölmüştü.
Zeynep Hanım onlara sadece dadı olmamış, bir anne gibi her dertleriyle ilgilenip her zaman kol kanat olmuştu. Zeynep Dadı sayesinde iki kardeş çok mutlu bir çocukluk geçirmişlerdi… Çocukken birbirlerine o kadar bağlıydılar ki, biri düşüp bir yerini incitse öteki aynı acıyı içinde hissederdi.
Babaları Devlet Görevlisi olduğundan sık sık yurt dışına gitmek zorunda kalıyor fakat döndüğünde çocuklarına olan düşkünlüğü adeta gözlerinden okunuyordu.
10 yaşına geldiklerinde babaları yurt dışı seyahatlerinden yorulmuş fakat Türkiye’de henüz daha kalma hakkı olmadığı için İngiltere’yi seçmişti. Melda ve Selda babalarının görevi nedeniyle çok sevdikleri ülkelerinden ayrılıp İngiltere’de yaşamak zorunda kalmışlardı. Üstelik anne yerine koydukları Zeynep Dadılarından ayrılmışlardı. Zeynep Hanım onlarla birlikte gelemiyordu. Çocuklara dadılık yaparken eşi Orhan Bey evde alış veriş ve bahçe işleriyle ilgileniyordu. Kendi çocukları olmadığı için o da ikiz kardeşi çok seviyordu. Yıllarca hep birlikte çok mutlu yaşamışlardı. Orhan Beyin aniden çıkan hastalığı gittikçe kötüleşmeye başlamış, bu durum Zeynep Hanımı çok sarsmıştı. Bu sebepten çok sevdiği halde Melda ve Selda’dan ayrılmak zorunda kalmıştı.
Melda ve Selda Londra’ya geldiklerinde artık daha başka bir hayat onları bekliyordu. Babalarını daha sık görebiliyorlardı. Kendileriyle sürekli ilgilenecek bir dadı istememişlerdi. Sadece ev ve mutfak işleriyle ilgilenecek hizmetkârlar vardı.
İki kardeş aslında birbirlerine çok benzedikleri halde karakterleri de tam o kadar zıttı. Melda ne kadar içe kapanık duygusalsa Selda da deli doluydu.
17–18 yaşlarında ikisi de aynı erkeğe aşık olmuş bu da iki kardeşin arasını açmıştı. Hatta Melda’nın adeta dünyası yıkılmış Selda’ya küsmüş iki kardeş bir daha hiç görüşmemişti. Babalarını kaybettiklerinde dahi iki kardeş bir araya gelmemişti. Babalarından kalan mirası Selda reddetmiş tüm paranın Melda’ya ait olması için gereken yasal işlemleri yaptırmış İngiltere’den ayrılıp Fransa’ya yerleşmişti. Uğruna kardeşiyle kavga ettikleri Sedat’ı bile İngiltere’de bırakmıştı. Fransa’da kendine yepyeni bir hayat kurmak istiyordu. Hiç bilmediği bu ülkede yapayalnızdı. Zaman zaman babasının yokluğunu içinde hissediyordu. Hele ki ikiz kardeşinin küsmesi ve bu küslüğü yıllarca sürdürmesine çok kızıyordu. Fakat kendiside inatçı bir karaktere sahipti. Bu yüzden onu çok özlese de barışmak için hiç bir adım atmamıştı. O deli dolu kendine her zaman çok güvenen kız bazen korumasız bir çocuk gibi mahzunlaşırdı. Fransa’ya yerleştiği halde Sedat ile ara sırada olsa görüşmüşler bağlarını koparmamışlardı. Üstelik Sedat onu ne kadar sevdiğini anlamış bağlanmaktan korkan adam tüm hayatını onunla geçirme kararıyla karşısına çıkmıştı. Ve nihayet evlenmişlerdi.
Sedat’ta Selda gibi deli dolu, bir o kadarda neşeli birisiydi. Gündüzleri çok çalışıyorlar fakat akşamları onlar için çok özel geçiyordu.
Selda hep Sedat’a
‘Seni çok seviyorum, bir gün sensiz kalırsam ne yaparım? Bu dünyada sensiz nasıl yaşarım’ derdi.
Sedat da her seferinde onu kendine çekip başını göğsüne koyar, güven verici sesiyle
‘Merak etme yaşadığın sürece ben hep seninle olacağım. Senin kollarında bulduğum mutluluğu asla kaybetmeyeceğim’
Diye karşılık verirdi. Öyle sıcak sarılırdı ki Selda’nın yüzü tatlı bir tebessümle dolardı.
Fakat bir hız tutkunu olan Sedat’ın trafik kazasında ölümü nedeniyle mutlulukları çok kısa sürmüştü.
Sedat’ın ölümü Selda’yı çok üzmüştü. Yaşarken ona verdiği sözünde hep durdu
Sedat; ‘Asla pes etme, hiç bir zorluk seni vazgeçirmesin, hiç bir üzüntü seni yıkmasın’ derdi.
Ona verdiği söz yüzünden Selda acısını kalbine gömmüş kendini işine vermişti. Kendisiyle baş başa kalmamak için hafta sonlarını dahi çalışarak geçirmeye başlamıştı.
Çok iyi derecede Fransızca ve İngilizce bildiği için hafta sonlarında özel kurslar veriyordu. Güzel bir kadın olduğundan çevresinde ilgilenenlerde çoktu. Fakat o tüm ilgileri görmezlikten gelirdi.Ne zaman yalnız kalsa Sedat aklına gelir, beraber geçirdikleri günler bir film şeridi gibi gözünün önünden geçtikçe yüzünde aynı tatlı gülümseme belirir sonra birden bir uykudan uyanmış gibi mahzunlaşır bazen de hıçkırıklara boğulurdu.
‘Ah Sedat, seni hiç bir zaman bırakmayacağım demiştin. Hani söz vermiştin, yaşadığım sürece hep yanımda benimle olacaktın. Sen yoksan benim bu hayatta ne işim var. Öyle çok özlüyorum ki seni’
Melda ise Türkiye’ye dönmüş Metin adında bir adamla evlenmişti. Fakat çocukları spastik doğunca Melda’da duygusal çöküntüler başlamıştı. Sakin, duygusal kadın sinirli asabi bir insan olmuştu. Metin ile severek evlenmişlerdi. Başlarda her şey güzeldi ve Melda çok mutluydu. Metin bol para harcamayı seven sorumsuz biriydi. Son zamanlarda yaptığı yanlış yatırımlar yüzünden işleri oldukça kötüye gitmeye başlamış birçok malını kaybetmişti. Hatta aldığı kredi borcunu kapatamazsa oturdukları ev bile elden gitmek üzereydi. İşleri zaten yolunda değildi. Melda ile her gece kavga ediyorlardı. Melda’nın hırçın davranışları onu çileden çıkartıyordu. Metin’in mali sıkıntısından Melda’nın haberi yoktu. Bu yüzden artık evliliğini yürütmek istemediğini en kısa zamanda ayrılmak istediğini söylemişti. Metin’de Melda’dan ayrılmak istiyordu. Bir gün Melda evde yoktu.

Telefona Metin baktı ve çok şaşırdı.
Telefondaki ses:
‘Melda Hanım’ın İngiltere’deki hesabından Türkiye’deki hesaba para transferinin yapıldığını bildiriyordu. Rakamı duyan Metin adeta şok olmuştu. Karısı milyar dolarlar sahibiydi. Ve kendisinin bundan haberi yoktu. Aslında bu para Selda’nın babasından almadığı mirası Londra’da yatırmasıydı. Melda o paraya haberi olduğu halde yıllarca dokunmamış Metin’den ayrılmaya karar verince Türkiye’deki banka hesabına aktarılması hususunda girişimde bulunmuştu. Paradan haberi olduktan sonra Metin aniden değişmiş karısına karşı sevgi dolu olmuştu.
Melda Metin’deki bu değişikliğe anlam veremiyordu. Onca huysuzluklarına rağmen kocası adeta bir melekti. Bir dediğini iki etmiyor sabah kahvaltısından gece sütüne kadar adeta pervane oluyordu. Melda da kocasının bu tavırları karşısında düzelmeye başlamış o sinirli saldırgan tavırlarını bırakmıştı. Sanki her şey yoluna girmiş gibiydi. Kendini daha mutlu hissediyordu hatta iştahı açılmış eskisinden daha fazla yiyordu. Yalnız kendini biraz bitkin hissediyordu. Hatta bazen farkında olmadan saatlerce uyuyup kalıyordu.
Hayat Melda ve Selda için böyle akıp geçiyordu.
Yine yorucu bir günün bitiminde Selda evine dönmüş posta kutusunda bir zarf bulmuştu. İçeri girer girmez açtı. Yıllar sonra Melda’dan mektup almıştı. Büyük bir merak içinde okumaya başladı.
‘Biliyorum mektubumu alınca çok şaşıracaksın. Yazmak zorundaydım çünkü senden başka güvenebileceğim kimse yok’
Eşiyle olup bitenleri anlatıyor her şeyin yoluna girdiği anda kendisinde beliren halsizlik ve bitkinliğe anlam veremediğini söylüyordu. Hele mektubun sonunu okurken Selda gözyaşlarına engel olamadı.
‘Sanki yavaş yavaş ölüyorum. Metine hiç bir şey söylemeden Türkiye’de iken bize bakan Zeynep Dadı’mızın evine geldim adresini de ondan aldım.Oğlum Umut maalesef spastik bir çocuk. Onu sana emanet ediyorum. Metine senden yani bir ikiz kız kardeşim olduğundan hiç söz etmedim.Sen gelinceye kadar yaşamaya çalışacağım. Eğer başaramazsam yerime geçip ölümümdeki sır nedir araştırmanı istiyorum. Sana yaptıklarım için beni bağışla…Ölürsem Umut sana emanet…
Melda’
Devam edecek…


Etiketler: , , ,

    6 Yorum yapılmış "Melda’nın Sırrı 1. Bölüm"

  • gerekli değil diyor ki:

    baya güzel takip ettiğim bir hikaye fakat videoyada bayıldım sevdiğim bir şarkıdır yazanın ellerine sağlık

  • yağmur diyor ki:

    ablan daha çok küçük müş

  • sibel diyor ki:

    özür dilerim kendimi sizlere özlettim.ama videolar resimler ve daha birçok güzel şey beni etkiledi. en çok da fotoğraflar o kızlarda kim öyle bir tanesi down sendromlu diğeri ise çok tatlı sitenize bayıldım ve melisa ile bir güne de çok güzel. sitenizin güzelliklerinin devam etmesini dilerim.;)

  • yağmur diyor ki:

    bu hikaye gerçekten çok güzel sonraki bölümlerini de okurum…

  • simten diyor ki:

    Gülmek insana özgü,umarım geleceğiniz yüzünüz kadar aydınlık olur.Hikayeler son derece güzel.tebrikler..

  • yonca diyor ki:

    onu bu sene yazlıkta tanıdım annesi tanıdığım en mükemmel insan melisa için herşeyi yapabilecek biri melisa hiçbir emeği geri çevirmiyo ona hayatı boyunca mutluluklar diliyorum annesinin melisanın yanında hep destek olması onun en büyük şansı seni sevyorum melisa yazan konca öpüyorum

Yorum yap